|
|
August 29
Görevinizi Atatürk ilke ve devrimlerine, yemininize, Anayasal kurullara, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine bağlılıktan ayrılmadan tamamladığınız için size teşekkür ederim sayın Cumhurbaşkanım..
Sizinle gurur duyuyorum.
April 17
gidemedik...
ama gittiler..!
Dip dalgası...
"Finike'de yaşıyorum, sağlık sorunlarım nedeniyle gidemiyorum, yol masraflarını karşılayarak bir genç arkadaşımı gönderiyorum, Ergun", "Mitingi yazanlar parmakla gösterilecek kadar az, mitinge katılacak olanlar hesap makinesiyle sayılamayacak kadar çok... Herkes görecek, Altan", "Ne mutlu Ankara'da olabilene... Reşit", "Hayır demeye gidiyoruz, Metin", "Bafra'dan yola çıkıyoruz, Arda", "Shangai'dayım, kalbim orada, Hamit", "Gelemeyeceğim ama bayrağımı astım, Gülgün", "Tandoğan'dayım, Bora", "85 yaşındaki babamız ve küçük torun hariç, ailemizin tamamı Ankara'da olacak, sevgi ve dua ile, Kenter", "Basının objektiflerine gerek kalmayacak, hafızalarda basılacak deklanşöre... İzmir'in bayrak dolu balkonlarını görmenizi isterdim, Senem", "İki yaşındaki kızımı anneme bırakıp, gidiyoruz. Büyüyünce Cumhuriyet onurunu yaşayabilsin diye, Arzu", " Antalya geliyor... Ben de eşimle birlikte otobüsle yola çıkıyorum, Sedat" , "Almanya'dayım. Yüksek lisans için geldim. Çaresizim. Size yurttaki odamda çekilmiş, bayraklı fotoğrafımı gönderiyorum. Ricam, bu fotoğrafı yazıcıdan çıkartıp, Ankara'ya giden birisine vermeniz... Bu sayede kendimi orada bulunmuş sayabilirim, Göksel", "Ailece oradayız, Berrin", "Ali Kemaller 1919'da da İstanbul'da yazıyordu, o zaman da Ankara'ya gelemiyorlardı, İhsan", "Ailem Bodrum'dan geliyor, 11 saat, yola çıktılar bile, Burak", "Eşimle birlikte, bayraklarımızı aldık, İstanbul'dan yola çıkıyoruz. Evimizi de bayraklarla donattık. İnşallah bu miting İstanbul'da da yapılır, Gülsüm", "6 yaşındaki oğlumla orada olacağım, Filiz", "Otobüsle gidiyoruz, birlikte yola çıktığımız insanların çoğunu tanımıyorum ama, Atatürk sevgisi hepimizi dost yapıyor. Sesimiz duyulsun istiyoruz, Özge", "Öyle bir lider düşünün ki, bizi hâlâ Atatürk örgütleyebiliyor, Ceylan", "Ben 52, eşim 47 yaşında, ilk defa bir mitinge katılıyoruz. Memleketin sahipsiz olmadığını göstermek istiyoruz, Atilla", "Ben de, şeker hastası babamla gidiyorum. Bol bol fotoğraf çekeceğim. Hem internette yayınlayacağım, hem de mitingi yazmayan gazetecilere göndereceğim, Bedra", "Eşimle birlikte oradayım. Bu kalp son atımına kadar Ata'nın emrinde, Haluk", "İletişim öğrencisiyim, arkadaşlarımla birlikte trenle gidiyoruz. Meslek büyüklerimiz utansın, Barbaros", "Zürih Üniversitesi'ndeyim, ben sınavda, yüreğim Tandoğan'da, Altan", "Mitinge gelemeyen bayrak assın, İrem", "Balıkesir'den 3 vagon, 10 otobüsle yola çıkıyoruz. Çılgın Türkler pankartı görürsen, o biziz, Metin", "Akın var Ata'ya akın, Ankara'yı zaptedeceğiz, Kemal", "Dedikleri gibi, anamı da alıp, Ankara'ya gidiyorum, Özlem", "60 yaşındaki babam, emekli arkadaşlarıyla ekip kurdu, biletlerini aldılar, yola çıkıyorlar, Kevser", "15 günlük bebeği olan anneyim, gidemiyorum. Eşim gidiyor. Kızımla birlikte babamızı gururla seyredeceğiz, Serpil", "Milletin andıçını görecekler, Umut", "Arabam 8 kişilik, o kadar arkadaş gidiyoruz İzmir'den, Önder", "Tutuştular, Koray", "Burasının Irak olmadığını göstermek için yürüyeceğiz. Kimsenin arkasından değil, omuz omuza yürüyeceğiz, Gökçen ", "Hepimiz Mustafa Kemaliz, Necibe", "Basının yazmadığı haberi, millet yazacak, Meltem ", "Babam iş seyahatinden geceyarısı 3 gibi geliyor, 5'te ailece yola çıkıyoruz, Efe", "Hayatımda almadığım kadar mesaj aldım, hayatımda atmadığım kadar mesaj attım. Meğer herkes bugünü bekliyormuş, Senem", "Birliğimiz, dirliğimiz, çocuklarımız için gidiyoruz, Serdar", "2 yaşındaki kızım, 9 yaşındaki oğlum, 82 yaşındaki babaannem, 80 yaşındaki anneannem, eşim, annem, babam, ben... Allah bu milleti seviyor, oradayız, İbrahim", "60 yaşını geçen annem, 35 yıl sonra meydanlara iniyor, 68 kuşağı da orada olacak, Kerem."
***
Buraya bu kadarı sığdı. Tandoğan'a sığmayacağı kesin.
Yılmaz Özdil
February 28
hayatta aklıma gelmezdi..!
birgün evliliği düşleyeceğim,pembe hayaller kuracağım..
yarın nikah günü alacağız..
hayat ne entersan değil mi? :)
seni seviyorum denizkızım..!
hoşgeldin.!
(fanky ile dediğimiz gibi;
bu hayat
bizim ana rahmine ulaşmamızda gösterdiğimiz çabanın bi ödülü.
biz hayat'a
bir şampiyon olarak başlyoruz.
ve hayat
aslında bir şampiyonlar ligi..! )
September 09

Bavulları hep toplu durmalı insanın... Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı... Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli... İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı... Yalnızlığa alışmalı... * * * Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma... günümüz borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık... Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı. Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır. * * * İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa... Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı... Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına... "Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşmılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne... Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kimse yok" denmeli, "... belki de hiçbir zaman olmayacak..." Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı... * * * Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır. Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür. O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan... Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı... Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı... Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli... Sessizliği, sese dönüştürebilmeli... * * * Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan... Yollarla barışmalı... Yalnızlığa alışmalı...
Can Dündar
September 02
BU ŞARKIYI DİNLEYİN..!
dün gece sadece bu şarkı çaldı evde..açın sesi açın..sözleri süper..hatta bi gitar solosu var insanı koparıyor..bende hemen buraya upload ettim.bu şarkı bu seneki hazanıma damgasını vuracak..
kuyruğundaki kağıtların rengi yeşil, koyu sarı ve beyaz olan, havada sadece altı dakika otuz üç saniye kalan pinhani uçurtması..(ekşi sözlük'ten)
DÖN BAK DÜNYAYA
yalnız kaldıysan , kalkıp pencerenden bir bak güneş açmış mı , yağmur düşmüş mü dön bak dünyaya
herkes gitmişse , sakince arkana dön bir bak dostun kalmış mı , aşkın solmuş mu dön bak dünyaya , dön bak dünyaya
bir sonbahar kadar yalnız , bir kış kadar savunmasız ya da ilkbaharsan , yolun başındaysan
asla vazgeçme , kalkıp da pencerenden bir bak güneş açmış mı , yağmur düşmüş mü dön bak dünyaya
indirmek için web sitesini ziyaret ediniz..!
August 31
Sen Gerçekten Bana Aşık Olabilir misin?
Sen, yalnızlığa inat bütün bir geceyi, sevgilinin düşüyle geçirebilir misin? Gelmeyeceğini bile bile, sanki her an kapıdan girecekmiş gibi gözünü kırpmadan sabaha kadar bekleyebilir misin? Bugüne kadar ne yaşadıysan yaşadın. Bunların hepsinden sıyrılıp, özünü asla yitirmeden yeni bir kimlikle başka dünyalar kurup yeni hayatını mutlu kılmak için uğraşabilir misin? Yağmurun altında aklında sevgilin, dudağında onu anlatan bir şarkıyla mırıldanarak saatlerce yürüyebilir misin? Oysa herkes kaçmaktadır yağmurdan. Seni ıslatanın aslında yağmur değil aşk olduğunu anlayabilir misin? Yüreğini cesurca açıp, bazen ağlamayı, bazen ümitsizce beklemeyi, bazen öfkelenmeyi ve herkesin huzurlu olarak nitelediği sakin, beklentisiz, sürprizlere kapalı hayatını terk etmeyi göze alabilir misin? Nefes almanı zorlaştıran, yüreğinin yerinden fırlayacak gibi çarpmasına neden olan, hoş ama zaman zaman da sıkıntı verici o heyecanı, saklamaya ya da azaltmaya çalışmadan her zaman taşıyabilir misin? Özlemin, küçücük bir kordan, kentleri yakacak kocaman bir yangına dönüşmesine izin verebilir misin? Elde ettiğin her şey senin olsun. Sen yarın için hayal kurabilir misin? Arzuladığın sevgiliye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edebilir misin? Bunu yaparken bazılarının sana "aptal" deme riskini göze alabilir misin? Hiçbir şey düşünmeden, sadece o anı yaşayıp yüreğini, beynini, bedenini coşkunun ve hazzın kucağına teslim edebilir misin? Nerede olduğunu, kim olduğunu, kimlerle olduğunu unutup, sıyrılıp kaygılardan dans edebilir misin saatlerce? Hem kendini hem sevgilini hatalarıyla, değiştirmeden kabul edebilir misin? Her güne yeni bir isim verip başka başka anlamlar katabilir misin? Hiç kimsenin görmediği güzellikleri fark edebilir misin? Ruhuna ihanet etmeden, sadece yüreğinin sesini dinleyerek ve yüreğin sana "o" dedikçe onun izinden gidebilir misin? Söyle, sen gerçekten bana aşık olabilir misin?

barışarock'taydım..süper oldu..birkaç resim aşağıda,ayrıntılar ve hatıralar çok yakında bu blogta..(giyinik fotom yok kusura bakmayın :)
August 19
amcasının gözüyle emre;
bir cocuğun mahsumiyetini gostermek için ders kitaplarına konması gereken bi resim.lutfen surat ifadesine we ellerine bakın.elleri bütün düğümleri cozuyor...yegenim seni cok sewiyorum... we hiçkimsede sana bakarken aldığım mutluluğu alamıyorum.fankye armağanım... August 18

BİLİYOR MUYDUNUZ?
Atatürk`ün dünyada `başöğretmen' sıfatlı tek lider olduğunu, Bir geometri kitabı yazdığını, Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (Türkçe) isim babasının bizzat Mustafa Kemal olduğunu.
Norveççe`de `Atatürk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu.
''Atatürk'' çiçeği'nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landın`in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada bu isimle üretilip satıldığını.
Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu.
''Mimber'' adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan gazetede ilk defa sansür kelimesi geçtiğini.
Kurtuluş Savaşında rütbe alan bir çok kadın askerlerimizin olduğunu, Dünya tarihine geçen tek bir üsteğmenimizin olduğunu, Üstteğmen Kara Fatma'nın 700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reiseliğine bizzat Atatürk tarafından atanmış olduğunu.
Bir röportajda "Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?" diye sorulduğunda "Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için, davet gelirse düşünürüz" dediğini ve bunun üzerine BM yasasının değiştirildiğini ve üyeliğe davet edilen ilk ülkenin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu.
1938'de, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlındöneminde, danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden fazla kişiye; "Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile MustafanKemal'i görmek için neler vermezdim" dediğini.
1938'de Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde; "Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir" denildiğini.
1996'da Haiti Cumhurbaşkanının vasiyetinde, mezar taşına yazılmasını istediği metinde; "Bütün ömrüm boyunca Türkiye'nin lideri Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm" yazdığını.
2000'de ABD Başkanı'nın milenyum mesajında; '' Milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir" denildiğini.
2005'de Amerika'nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr. Johns`un önerisinin "Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk'ü örnek alsın yeter" olduğunu.
2006'da ise AB Uyum yasalari geregince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldirilmasinin istendiğini.
BİLİYOR MUYDUNUZ!!! August 16
26-27 Ağustos'ta orda oalcağım.Fırsatını bulursam 25 Ağustos'ta olmayı düşünüyorum.Çadırımızı kurar barış şarkıları söyleriz...Fanky de gelecek hem..
Gelmek isteyenler aşağıya yorum yazsın beni messengerine eklesin..yapın işte bişiler yahu.boş boş durmayın..
Savaşın .mına koyem..(koyalım yada..)

http://www.barisarock.org
bobola ile 19 Ağustos gecesi Üsküdar'ı afişlerle donattık..
August 14
pazar günü evde pinekledim resmen.sıcaktan ve cansıkıntısından ne yaptığımı bilmiyorum açıkçası..
August 09
bugünden itibaren messenger başlığıma yazdığım "özlü sözleri(mi)" buraya da yazacağım.altına siz de yorumlarınızı eklerseniz sevinirim.
Doğuştan çaresi olmayan bir hastalığım var, her gördüğümü İNSAN sanıyorum. Erkek kardeşim 30 Nisan 2006' da nihayet muradına erdi..Düğünde bende hazır bulundum ve darısı başına diyen herkese küfür ettim (tabi içimden).Zorla evlendirecekler yaw .. ben memnunum yalnız yaşamaktan..
onlara ömür boyu mutluluklar dilerim..kerata nasıl da mutlu gülümsüyor, onları evlerine bırakıp bizi uğurlarken..

kına gecesinde kimler vardı kimler..Değirmendere den Nihal bile geldi..gündüzden keşkekler dövüldü,yemekler yapıldı.ben hepsini fotoğrafladım,buraya onları koymak isterdim ama onlar için bi web space hazırlayıp oraya koymayı düşünüyorum.çocukluk arkadaşımız Posta profesyonel fotoğrafçı olduğu için kına gecesi fotoğraflarını o çekti.bizde arada amatör takıldık yanında ..hem iç hem fotoğraf çek hemde göbek at olmuo tabii..zaten Posta da ertesi günkü gelin alıcı yı kaçırdı.en son sabaha karşı karga tulumba eve bırakmıştık ..o gelemeyince usta bir paparazzi gibi gelin alma merasimini görüntülemeyi başardım.Gelin odasından şok görüntülerim var ve kardeşime satıp köşeyi dönmeyi düşünüyorum ..gelinin kardeşine de ortaklık teklif ettim ama paramı vermedi.şikayetçiyim.
July 15
"amele takımı" Yaga'da..

12 Temmuz da kardeşim ve eşi İstanbul'a geldi.Perşembe akşamı onlar İlker,Yasemen ve ben İstiklal'in altını üstüne getirdik.Seviyorum onları..

June 14 maskeli beşler eylem hazırlığında. :D

June 13 Yaw arkadaşlar duyduğuma göre "STAR" yarışmaları furyasına birde "Oryantal Star" yarışması eklenecekmiş..
Benim sizlere asıl duyurmak istediğim ülkemizde ilk yapılacak olan ve kapalı kapılar arkasındaki bir sektörün "STAR" yarışması.

PORNSTAR
Ülkemiz temsilciliğini yaptığım Uluslararası Seks Enstitüsü ve Uluslararası Röntgenciler Derneği'nin sponsorluğunda yapılacak olan yarışma 15 Haziran tarihinde başlayacak. Bir bay ve bir bayanın birinci olacağı yarışmada bayan yarışmacıların güzelliği,cazibesi ve hünerleri erkek yarışmacıların ise yakışıklılığının yanı sıra işlevselliği ve boyutu ön planda olacak.Şuan için herhangi bir kanalda gösterilmeyecek olan yarışmayı bu sayfalardan takip edebilir ve 1 adet fotoğrafınızı yollayarak yarışmacı olarak buradan katılabilirsiniz.
Yarışmacılardan aranan özellikler:
1) Birazcık Cesaret.(sıkıyosa)
Sponsorlar:
 
Yarışmamıza katılmaya hak kazananlar aşağıda listelenmiştir.
(Sizde bir adet fotografinizi suphi78@gmail.com 'a yollayin katilin..)
Panda
(yüzünü göstermemimiz istememiş arkadaş.yarışmada ne yapacak bilmiyoruz.kesekağıdıyla mı yarışacak acaba )

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Red Sonja

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Horny Boy

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Dalgıç

June 09
dün akşam evdeydim.güzel kafayla Beyaz' ın yeni programını izledim,öldüm gülmekten.Herkese tavsiye ederim..Bence gece programından daha eğlenceli ve komik..
Biri Beyaz’a anlatsın
Beyazıt Öztürk “Biri Bana Anlatsın” adlı yeni programı ile her hafta, perşembe akşamları NTV ekranlarında...
Her perşembe 20.30 ile 22.30 arasında canlı yayınlanan programda, her gün tartıştığımız konular, yaşamdan kesitler Beyaz’ın eğlenceli üslubuyla NTV ekranında tartışılıyor. Seyirciler de programa renk katıyor, tartışmaların bir parçası oluyor.

June 06
seni ısırmamı istiosan tıklamalısın..
bu hikaye çok hoşuma gider..
Amerikalı bir zengin, iş seyahati sırasında Meksika'nın küçük bir kıyı limanında gezerken, bakmış ağzına kadar balık dolu bir tekne ve içinde keyifli bir balıkçı. "Merhaba balıkçı" diye seslenmiş, "... Bu balıkları ne kadar zamanda tuttun?" "Bir iki saatimi aldı" demiş balıkçı. İştahlanmış bizim işadamı; "Ee, niye biraz daha kalıp daha fazla tutmadın?" diye sormuş. "Bu kadarı bize yetiyor da ondan" diye omuz silkmiş balıkçı. Şaşmış balıkçının bu kanaatkarlığına işadamı; "Kalan zamanını nasıl geçiriyorsun peki" diye üstelemiş.Balıkçı, özetlemiş bir gününü: "Sabahları açılır, biraz balık tutarım. Sonra çocuklarımla oynarım. Öğleyin karımla biraz siesta yaparım. Akşamları amigolarla beraber gitar çalıp şarap içer, geç vakte kadar eğleniriz. Oldukça meşgul sayılırım senyor". Gerinmiş Amerikalı: "Bak" demiş "..ben sana yardımcı olabilirim. Bu işe daha çok zaman ayırmalısın. Daha büyük bir tekne bulup daha çok balık tutmalısın. Oradan elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın.Kısa sürede tuttuğun balıkları doğrudan işletme tesislerine satarsın. Hatta zamanla kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Kısa zamanda balıkçılık sektöründe bir numara olursun". Balıkçı merakla "Bunları yapmak kaç sene alır sinyor" demiş:"15-20 yılda halledersin" demiş Amerikalı, "Ama sonrası daha parlak: Zamanı gelince şirketini halka açarsın, hisselerini iyi paraya satarsın, kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın." "Milyonlar ha..." diye tekrarlamış balıkçı... "Eeee... sonra?" "Sonra emekli olursun. Küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin. İstersen zevk için balık tutarsın. Çocuklarınla oynar, karınla keyfince siesta yaparsın.Akşamları da arkadaşlarınla şarap içip gece yarısına kadar gitar çalarsın. Nasıl...? Mükemmel değil mi?
"Balıkçı cevap vermiş,
"Sence ben şu anda ne yapıyorum!?.. " June 02
Hehe böcekten möcekten çeşitli hayvanattan iğrenen arkadaşlara duyurulur..titiz arkadaşlar okumasın, zira bi anda vücutlarını çamaşır suyuyla yıkamak isteyebilirler..
Tümüyle insan olmayabiliriz..
İnsan bağırsağında varolan yüzlerce türün DNA'sını inceleyen bilim adamları, 'tamamıyla insan olmayabileceğimizi' tartışıyor.
Science dergisinin yeni sayısında yer alan araştırmaya göre, yetişkin bir insanın vücudunda bini aşkın türde ve yaklaşık 100 trilyon adet bakteri bulunuyor.
Bu bakteriler, vücudun sindirim ve bağışıklık gibi çok önemli sistemleri için o kadar önemli ki, bilim adamları, insan ve bakterileri 'karşılıklı olarak birbirine muhtaç organizmalar' olarak kabul etmenin mümkün olabileceğini iddia ediyorlar. ABD'de bulunan, 'The Institute for Genomic Research (TIGR)' adlı kuruluştan bir ekibin yaptığı araştırmalara göre bakteriler hastalık, beslenme, obezite gibi konularda, ayrıca alınan ilaçların bünyede en yararlı biçimde nasıl kullanılacağı gibi alanlarda, çok önemli ipuçları sağlama potansiyeline sahip.
Hücrelerin yüzde 90'ı bakteri Eski TIGR mensubu olan, çalışmalarını New York Devlet Üniversitesi'nde devam ettiren Steven Gill, insan vücudunun bir tür bakteri ve insan hücresi karışımı olduğunu, hatta bazı tahminlere göre vücuttaki hücrelerin yüzde 90'ının 'aslında bakteri olduklarını' belirtti.
'Bünyemizin iyi bir durumda olması, tamamıyla bu mikrobik popülasyona bağlı' diyen Gill, 'Bu popülasyondaki değişiklikler, yararlı mikropların vücudumuzda var olması veya olmaması gibi sonuçlarayol açıyor ve bu tür durumlar da metabolizmada hastalıkları tetikleyebiliyor' görüşünü dile getirdi.
Bakteriler, ince ve kalın bağırsaklarda, doğumdan sonra kolonileşmeye başlıyorlar ve yetişkinlerde 1000 türde çeşitliliğe ulaşıyorlar. Bu yaratıklar, vitaminler, şekerler ve lifler dahil, yenilenlerin çoğunun sindirilmesine yardımcı oluyorlar, insan organizmasının sentezleyemediği bazı vitaminleri sentezliyorlar. Gill'e göre insanoğlunun milyonlarca yıllık evrimi, vücuda hayati derecede önemli katkılarda bulunan bu bakterilerle birlikte gerçekleşti.
DNA sürprizi İnsan dışkısındaki DNA'ları inceleyen Gill ve ekibi, büyük bir sürprizle karşılaştılar. Bu DNA'lardan önemli bir bölümünün bakterilerden geldiğini anladılar. Bilinen bakterilerden gelen gen zincirlerini insan genleriyle karşılaştıran ekip, bağırsakların aşağı kısmındaki genetik çeşitliliğin oldukça fazla olduğunu, bu bölgede, insan genlerinden ikikat daha fazla, 60 binin üzerinde gen bulunduğunu anladılar. Bağırsaktaki DNA sarmallarının yalnızca yüzde 1 ila 5'inin 'bakteriyel olmadığını' anladıklarını kaydeden Gill, 'Buna çok şaşırdık' dedi.
Bilim adamları, insan vücudunda ayrıca, Archaea olarak adlandırılan, genetik açıdan bakteriden farklı olan ve doğada, sıcak su kaynakları gibi aşırı farklı ortamlarda bulunan tek hücreli canlıların da şaşırtacak kadar çok olduğunu anladılar.
Bilim adamlarının kullandıkları denekler, analizlerin yapılması öncesinde 1 yıl boyunca antibiyotik veya bakterileri rahatsız eden diğer tip ilaçlardan almadı. Üç denek üzerinde çalışan Gill ve ekibi, farklı etnik geçmişlere, farklı beslenme, içme, sigara kullanma ve benzeri alışkanlıklara sahip 20-30 kadar insan üzerinde araştırmalar yapmanın ideal bir çalışma olacağını düşünüyor. Bu ekip ayrıca, insanın ağzında bulunan ve 800'den fazla türe sahip olduğu sanılan bakteriler üzerinde çalışacak.
Kaynak: e-kolay
|
|
|
|